Tasarrufun iptali davası, borçlunun alacaklılardan mal kaçırma amacıyla üçüncü kişilerle yapmış olduğu bağışlama ve hileli işlemler gibi alacaklıya zarar veren tasarrufları alacaklının alacağı ölçüsünde etkisiz kalmasını sağlayan davadır. Bu dava icra takibi yoluyla alacağını tahsil edemeyen alacaklının başvuracağı son çarelerden biridir. Kural olarak herkes kendisine ait mal ve haklar üzerinde tasarruf etme yetkisine sahiptir. Haciz yoluyla takiplerde hacizden, iflas yoluyla takiplerde ise iflasın açılmasından önce serbestçe tasarrufta bulunmalarında hukuken bir engel yoktur. Ancak haciz ve iflas gerçekleştikten sonra mallarında tasarruf edemeyecekleri için çoğu kez alacaklılarından mal kaçırmak için hileli işlemlerde bulunabilmektedir. Örneğin borçlu, mallarını anne-baba-kardeş-eş veya güvendiği bir dostu üzerine geçirebilir. Borçlular bu işlemleri, hacizden veya iflastan önce gercekleştirdiği için tasarruf yetkilerinde herhangi bir kısıtlama olmadığından işlemler geçerlidir. Bu işlemlere karşı alacaklıyı korumaya sağlayan dava, tasarrufun iptali davasıdır.
Tasarrufun İptali Davasında Taraflar :
Tasarrufun iptali davalarında en az üç taraf mevcuttur.
1-) Davacı, borçludan alacağını tahsil edemeyen ve elinde kesin veya geçici aciz vesikası bulunan alacaklıdır.
2-) Davalı, borçlu ve borçlunun tasarruf işlemi ile mal veya hak devrettiği kişidir.
Borçlu veya üçüncü kişinin ölümü halinde, mirasçılar da davalı sıfatıyla yargılama sürecine dahil edilebilir.
Tasarrufun İptali Davasının Şartları :
1-) Davacının gerçek bir alacağının bulunması gerekir: Davacının borçludaki alacağının gerçek olması gerekir. Yargıtay uygulamalarına göre alacağın gerçek bir alacak olup olmadığına itiraz edilmesi halinde alacağın gerçekliği detaylı bir şekilde irdelenir.
“…davacı Murat K. ile borçlu davalı Niyazi Ç. arasında borcu doğuran ne gibi bir ilişki olduğunun araştırılması, borcun dayanağı olan bonoda bedelin nakden ahzolunduğu bildirildiğine göre 110.000TL tutarındaki paranın hangi bankadan ödendiği, davacının bu kadar yüksek miktarda bir parayı ödünç verebilecek ekonomik durumu olup olmadığının soruşturulması, gerektiğinde davacı ile borçlu davalının ekonomik ve mali durumlarının araştırılması; şayet alacağın gerçek olduğu kanaatine varılırsa aciz hâlinin mevcut olup olmadığının belirlenmesi, ondan sonra toplanan ve
toplanacak olan tüm kanıtlar birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekmekte iken; mahkemenin beyan dilekçesine, araç kayıtları gibi belgeler ile araştırmanın yapıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi yerinde değildir…” (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017(17)4-2773 E. 2021/987 K.)
2-) İptale tabi bir işlemin bulunması gerekir: Kanunda borçlunun aciz ya da iflasından önce yaptığı iptale tabi tasarruflar 278, 279 ve 280. Maddelerde üç grup altında düzenlenmiş ise de; bu maddelerde iptal edilebilecek bütün tasarruflar sınırlı olarak sayılmamıştır. Kanun, iptale tabi bazı tasarruflar için genel tanımlama yaparak hangi tasarrufların iptale tabi olduğu hususunun tayinini hakim takdirine bırakmıştır. Bu nedenle davacı tarafından işbu maddelerden birine dayanılmış olsa dahi mahkeme bununla bağlı olmayıp diğer maddelerden birine göre de iptal kararı verebilecektir.
3-) Tasarrufu istenen işlemin, borcun doğumundan sonra yapılmış olması gerekir: Yargıtay, bu koşulu dava ön koşulu olarak görmekte ve mahkemece resen araştırılması gerektiğini kabul etmektedir.
4-) Borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması gerekir: Takibin kesinleşmesi kesin haciz aşamasına geçilmesi anlamına gelmektedir. Kesinleşmiş bir icra takibinden sonra, tasarrufun iptali davası açıldıktan sonra borçlu menfi tespit davası açarsa bunun sonucunun beklenmesi gerekmez. Takibin kesinleşmiş olması yeterlidir.
5-) Borçlu hakkında kesin veya geçici aciz belgesi olması gerekir: Aciz belgesi, borçlunun mal varlığının alacağı karşılamaya yetmediğini gösteren belgedir. Aciz belgesi, tasarrufun iptali davası için özel dava koşuludur. Ancak hemen belirtmek gerekir ki Yargıtay’ın uygulamalarına göre aciz belgesi davanın açılmasından önce alınması zorunlu değildir. Yani mahkeme aciz vesikası sunulmadığından ötürü davanın reddine karar veremez. Aciz vesikası sonradan gerçekleştirilebilecek dava şartlarındandır. Davacı, davanın her aşamasında temyiz süreci de dahil aciz vesikasını dosyaya sunabilir.
Tasarrufun İptali Davasında Hak Düşürücü Süre:
Tasarrufun iptali davalarında zamanaşımı değil, hak düşürücü süre söz konusudur. İcra ve İflas Kanunu’nun 284. maddesine göre, iptal davası hakkı, tasarrufun gerçekleştiği tarihten itibaren beş yıl geçmekle düşer. Bu nedenle alacaklıların, borçlunun yaptığı tasarruf işlemlerini dikkatle takip etmeleri ve süresi içinde dava açmaları büyük önem taşımaktadır.
Tasarrufun İptali Davasında Yetkili ve Görevli Mahkeme:
Tasarrufun iptali davalarında görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemeleri olup, yetkili mahkeme davalı borçlu veya üçüncü kişinin yerleşim yeri mahkemesidir. Ancak tasarrufun iptali davasında, davalılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğundan ve zorunlu dava arkadaşları usul işlemlerini birlikte yapmak zorunda olduklarından
yetki itirazının davalılarca birlikte ileri sürülmesi gerekir. Yalnız bir davalı tarafından ileri sürülen yetki itirazı hukuksal sonuç doğurmaz.
Tasarrufun İptali Davasına Konu Edilebilecek İşlemler:
Borçlunun alacaklılarına zarar verme kastıyla yaptığı işlemler iptal davasına konu olabilir. Bu işlemler, İcra ve İflas Kanunu’nun 278, 279 ve 280. maddelerinde üç başlık altında düzenlenmiştir:
- Borçlu tarafından üçüncü kişiler lehine yapılan ivazsız (karşılıksız) tasarruflar :
İİK m. 278 – Mütat hediyeler müstesna olmak üzere, hacizden veya haczedilecek mal bulunmaması sebebiyle acizden yahut iflasın açılmasından haczin veya aciz vesikası verilmesinin sebebi olan yahut masaya kabul olunan alacaklardan en eskisinin tesis edilmiş olduğu tarihe kadar geriye doğru olan müddet içinde yapılan bütün bağışlamalar ve ivazsız tasarruflar batıldır. Ancak, bu müddet haciz veya aciz yahut iflastan evvelki iki seneyi
geçemez. İki yıllık süre hacizden veya haczedilecek mal bulunmaması sebebiyle aciz belgesi alınmasından itibaren, geriye doğru hesaplanır. Bu süreyi geçen tasarruflar iptale tabi olmaz. Ayrıca bazı tasarruflarda kanun hükmü amirdir gereği bağışlama gibidir.
1.evlat edinenle evlatlık arasında yapılan ivazlı tasarruflar
2.Akdin yapıldığı sırada, kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği akitler,
3. Borçlunun kendisine yahut üçüncü bir şahıs menfaatine kaydı hayat şartiyle irat ve intifa hakkı tesis ettiği akitler ve ölünceye kadar bakma akitleri, - Borçlunun aciz halinde gerçekleştirdiği ve üçüncü kişinin borçlunun durumunu bilmediğini ispat edemediği tasarruflar :
İİK m. 279 – Aşağıdaki tasarruflar borcunu ödemiyen bir borçlu tarafından hacizden veya mal bulunmaması sebebi ile acizden yahut iflasın açılmasından evvelki bir sene içinde yapılmışsa yine batıldır:
1 – Borçlunun teminat göstermeği evvelce taahhüt etmiş olduğu haller müstesna olmak üzere borçlu tarafından mevcut bir borcu temin için yapılan rehinler;
2 – Para veya mutat ödeme vasıtalarından gayrı bir suretle yapılan ödemeler;
3 – Vadesi gelmemiş borç için yapılan ödemeler. 4- (Ek : 9/11/1988-3494/54 md.) Kişisel hakların kuvvetlendirilmesi için tapuya verilen şerhler.
Tasarrufun iptali davasında, borçlunun işlemi yaptığı 3. Kişi, borçlunun aciz durumunu bilmediğini ispat ederse tasarrufun iptali davası dinlenmez. - Borçlunun alacaklılarına zarar verme kastıyla yaptığı tasarruflar :
İİK m. 280 – Malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun, alacaklılarına zarar verme kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu malî durumun ve zarar verme kastının, işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hâllerde iptal edilebilir. Şu kadar ki, işlemin gerçekleştiği tarihten itibaren beş yıl içinde borçlu aleyhine haciz veya iflâs yoluyla takipte bulunulmuş olmalıdır. Zarar verme kastının saptanması zor olduğundan kanun maddesinde iki durumda borçlunun alacaklılarına zarar verme kastının olduğunu karine kabul edilmiştir.
1- Üçüncü kişinin borçlunun belirli derecedeki hısımları olduğu taktirde, borçlunun mali durumunu ve alacaklılarına zarar verme kastını bildiği varsayılır.
2- Ticari işletmenin veya işyerindeki mevcut ticari emtianın tamamını veya mühim bir kısmını devir veya satın alan yahut bir kısmını iktisapla beraber işyerini sonradan işgal eden şahsın, borçlunun alacaklılarını ızrar kasdını bildiği ve borçlunun da bu hallerde ızrar kasdiyle hareket ettiği kabul olunur. Bu karine, ancak iptal davasını açan alacaklıya devir, satış veya terk tarihinden en az üç ay evvel keyfiyetin yazılı olarak bildirildiğini veya ticari işletmenin bulunduğu yerde görülebilir levhaları asmakla beraber Ticaret Sicili Gazetesiyle; bu mümkün olmadığı takdirde bütün alacaklıların ıttılaını temin edecek şekilde münasip vasıtalarla ilan olunduğunu ispatla çürütülebilir.
Tasarrufun İptali Davasında Geçici Hukuksal Koruma:
Tasarrufun iptali davalarında, alacaklının alacağını güvence altına almak için özel bir ihtiyati haciz
düzenlenmiştir.
İİK m. 281/2 – Hakim, iptale tabi tasarrufların konusu olan mallar hakkında alacaklının talebi üzerine ihtiyati haciz kararı verebilir. Teminatın lüzum ve miktarı mahkemece takdir ve tayin olunur. Şu kadar ki, davanın elden çıkarılmış mallar yerine kaim olan kıymete taalluku halinde, teminat göstermeksizin ihtiyati haciz kararı verilemez. Belirtmek gerekir ki, alacağın tahsili için 3. Kişinin diğer mallarına başvurulamaz. Doğrudan doğruya iptale tabi tasarrufun konusu olan mallar hakkında ihtiyati haciz uygulanabilir. Ancak iptale tabi tasarruf konusu malların üçüncü kişinin elinden çıkmış olması durumunda malın değeri kadar üçüncü kişinin diğer mallarına haciz konulabilir.
Tasarrufun İptali Davası Kazanıldığı Taktirde Sonuç Ne Olur ?
İcra ve İflas Kanunu’nun 283. maddesi, iptal davasının sonucunda uygulanacak yaptırımları belirlemektedir:
- Davacı (alacaklı), iptale konu mal üzerinde cebri icra yoluyla hakkını elde edebilir.
- Eğer dava konusu taşınmaz ise, tapu kaydının düzeltilmesine gerek olmaksızın haciz ve satış talep edilebilir.
- Eğer tasarruf konusu mal elden çıkarılmışsa, mal yerine geçen değer nispetinde üçüncü şahıs, nakden tazminle yükümlü tutulabilir.
Tasarrufun iptali davası sonucunda davanın kabulü kararı ile iptali istenen mal borçlunun mülkiyetine dönmez. Üçüncü kişi malın maliki olarak kalmaya devam eder. Alacaklı, hakkını alma yetkisini elde eder ve dava konusu mal üzerinde haciz ve satış isteyebilir. Satış sonucundan da bir para artarsa bu da üçüncü kişiye verilir.
Av. Oğuz DEMİR
